TULUM OYUNU

Bugün Amerikada (Pillow Fihgt / FightPFC) yastık dövüşü olarak gündeme gelen spor aslında kadim bir Türk savaş sanatıdır. Osmanlı’daki adı Tulum olan bu spora göz atacak olursak.Osmanlı’da Tulum oyununu oynayanlara Tulumcu, Tulukçu veya Tulukbaz denirdi. Bu oyunun iki ayrı amaç için kullanıldığına ulaşmış bulunmaktayız. Birinci amaç Osmanlı’da meydanlarda halka açık olarak yapılan Padişahın ve ileri gelenlerin seyrettiği şenlik, düğün ve gösterilerde gösteri yapan sanatçıların, esnafın kalabalığın müdahalelerine maruz kalmadan gösterilerini yapmaları için güvenliğin sağlanması maksatlı kullanılmasıdır. Tulumcular bu görevi yaparken adeta bir tiyatro sanatçısı ve güvenlik gibi hareket etmekteydiler. Osmanlı’da Tulum oyununun ikinci şekli ise bir Cenk sanatı olarak icra edilen Tulum oyunudur. (Resim:65),

Ben Matrak Federasyonu Başkanı Efkan Çalış 2001 yılından bu yana yapmış olduğum Türk, Selçuklu ve Osmanlı sporları üzerine araştırmalar neticesinde unutulmuş olan birçok Türk tarihinde halkın, askerlerin, şehzade ve padişahların Cenk talimi yapmış olduğu oyunları günümüz koşullarında kural ve kaidelerini belirleyip eğitim ve yarışma düzenlerini oluşturarak spor olarak kurdum. Bu unutulmuş kültürel değerlerimiz 1- Matrak oyunu (Türk Kılıcı, Yatağan Ve Osmanlı Kılıcı Şemşir) , 2-Tomak Oyunu, 3-Cenk Oyunu (Muşt Zen, Leked Kup, Güreş) 4-Mızrak, 5-Hançer ve şimdi ele aldığımız 6-Tulum oyunu sanatlarımızdır.

Spor oluşturma konusunda edindiğimiz tecrübe ve ortaya koyduğumuz sporların halkımız ve dünya halkları tarafından sevilip kabul görmesi ile bir Türk oyununu daha spor olarak kurma görevini üstlendim. Bu oyunun benzeri Anadolu’da halen Derici esnafı tarafından halk oyunu olarak yapılmakta olup, özellikle Niğde’nin Bor ilçesinde varlığının sürdürülmesi için gayret gösterilmektedir. Fakat spor kural ve kaidelerinden uzak olduğu için sesini geniş kitlelere duyuramamaktadır. Bor’da yapılan Tuluk oyununda amaç oyuncuların tulumları birbirine çarptırması üzerinedir. Bizim hayata geçirdiğimiz ve spor olarak kurduğumuz Tulum sporunun ise Osmanlı’da olduğu gibi karşılıklı rekabete dayanan, rakibe vurmak üzere bir teknik metodu vardır.

Cenk Sanatı Matrak ile birlikte Tulum oyununun da yok olmaması ve bu kültürden önce çocuklarımız, gençlerimiz ve halkımızın istifade etmesi ve sonrasında dünya halklarının istifade etmesi için, Çanakkale Zaferinin 100. yılında bu savaşta Şehit olan aziz ecdadımızın anısına 18 Mart 2015 tarihinde spor olarak kurdum.

Niğde Bor’lu hemşerilerimizin seslerini, ilçelerinde var olan Deri sanayisini ve kültürel değerlerin tüm dünyaya tarafımızdan oluşturulan Tulum sporu ile de duyurulacağını gönül rahatlığı ile bildiririm.

Araştırmalarım neticesinde Tulum oyunu, oyun aleti şu şekildedir; Tulum keçi derisinin tabaklandıktan (Tabaklama, deri işleme yöntemidir, yani derinin fiziksel ve kimyasal işlemlere tâbi tutulup endüstriyel bir ürün olarak kullanılacak hâle getirilmesidir.) sonra bir torba şeklinde dikilerek içinin hava ile doldurulması ve ağzının bağlanması ile ortaya çıkan alettir. Tulum peynirini herkes bilir, esasında Tulum, Tulum peynirinde kullanılan deri gibidir. Tulum oyun aleti diğer taraftan Karadeniz bölgesinde müzik aleti olarak kullanılan Tulum adlı alet ile daha fazla benzerlik göstermektedir. Tulum müzik aleti ve Tulum oyunu aletlerinin ikisinin de içi hava ile şişirilerek kullanılır.

Zaman kaydı itibariyle belirli yıl cağlık devre gösterileri, dikkate alınmağa değer ayrı bir konudur. Meselâ “sayacı kutluğu” bu cümledendir. Koç katımından sonra çoban ve arkadaşı olan “sayacı” oba oba dolaşır ve Tuluk Oyunu oynarlar. Tuluk Oyunu, Bor’da tabak ezen ağanın oynadığı Tuluk Oyunu kıyafetine benzeyen bir kılıkla oynanır.[1]

Yukarıda kültür bakanlığının web sitesinden aldığımız bilgiye göre Tuluk oyununun Niğde Bor haricinde başka yerlerde de oynandığını anlamaktayız. Esasında Matrak, Tomak, Tuluk gibi cenk, savaş sanatı talimi maksatlı yapılan oyunlar Türk mitolojisinde “Ateş ve Oyun” kültürü dâhilinde yapılan mitolojik oyunlardır. Mitolojik çağlarda yapılan bir şenlik veya düğün merasiminde akşam vakti oba daha sonraları köy meydanında yakılan büyük bir ateşin etrafında oba halkı yerlerini alırlar. Sıra ile insanlar maharetlerini göstermeye ateş etrafında kutsal saydıkları hareketler ile raks yapmaya ve nihayetinde cenklerde kullandıkları aletlerle oyunlar oynamaya başlarlar ve bu oyunlar saatlerce sürer. Katılım herkes tarafında sağlandığı için ateşin etrafı sürekli maharetlerini gösteren insanlarla doludur. Yerleşik hayata geçen Türkler bu geleneklerini zamanla köylerde ve diğer yerleşim yerlerinde uygulamışlardır. Bu tür Cenk sanatı gösterilerinin ilk çağlardan beri şeref misafirleri Türk hakanları olmuştur. Süreç içinde bu talimler, oyunlar kuşaktan kuşağa kültür belleğinin aktarılması ile saraylara taşınmış ve Sultanların daha şehzade iken çocuk yaşta eğitimlerini aldıkları, uyguladıkları ve askerlerine bir disiplin içinde öğrettirdikleri Cenk sanatı talimleri olmuştur. Bu oyunlar Osmanlı’da bugün Türkiye’de yapılan gözde sporlar kadar kıymetli bir hale gelmiş ve bu oyunları uygulayan maharetli kişiler Padişahın büyük nimetlerinden istifade etmişlerdir.

Yazar Efkan Çalış


[

error: Content is protected !!